TANRI'NIN KIRBACI: ATİLLA VE ROMA'NIN GİZLİ MÜCADELESİ
Atilla'nın adı, korku ve yıkım ile eş anlamlıdır. O, Doğu ve Batı Roma İmparatorluklarını aynı anda vergiye bağlayan, barbar kabul edilen bir gücün ulaştığı en yüksek zirveyi temsil eder. Ancak Atilla'nın hayatındaki en ilginç ve az bilinen mücadele, kılıçla değil, Roma'nın entrikaları ve ihanetleriyle yaşanmıştır.
Roma İmparatorluğu, Atilla'nın ordularına açık savaşta karşı koyamayacağını biliyordu. Bu nedenle, imparatorluğun hayatta kalma stratejisi, gizli suikast ve diplomatik ihanet üzerine kuruluydu. Atilla'nın güçlenmesinden dehşete düşen Bizans (Doğu Roma) İmparatoru II. Theodosius, Atilla'yı ortadan kaldırmak için sinsi bir plan hazırladı.
Plan, Bizans elçisi Priscus'un heyeti arasına, Hunlara fidye ödemesi bahanesiyle gizli suikastçıları yerleştirmekti. Suikastçılar, Hun sarayına kabul edilecek ve uygun bir anda Atilla'yı öldüreceklerdi.
Ancak Atilla'nın zekası ve istihbarat ağı, Roma'nın tüm entrikalarını boşa çıkardı. Suikast planını daha elçilik heyeti yoldayken öğrenen Atilla, hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam etti. Elçilik heyetini büyük bir törenle kabul etti ve tüm o fiyakalı Romalı diplomatların gözü önünde, suikast planının tüm detaylarını anlattı. Ardından, suikastçılar ve Bizans elçisi huzurunda infaz edildi.
Bu olay, Atilla'nın sadece bir fatih değil, aynı zamanda Roma'nın en gelişmiş casusluk ve diplomasi oyunlarını dahi okuyabilen bir dâhi olduğunu kanıtlar. Atilla, Roma'ya meydan okumasını sadece savaş meydanında değil, kendi sarayının ortasında, Roma'nın gözünün içine bakarak gerçekleştirmiştir.
Bu psikolojik zaferden sonra Atilla, Bizans'tan istediği fidyeyi ve haraç miktarını misliyle artırdı. Onun mirası, gerçek gücün sadece kılıçta değil, aynı zamanda düşmanın en gizli niyetini dahi deşifre edebilen keskin bir zekâda yattığını gösteren destansı bir kanıttır.