SAVAŞIN HIZI: NAPOLYON VE ZAMANIN HAKİMİYETİ
Napolyon Bonapart'ın askeri başarısı genellikle süngülerin hücumuna, topçu ateşinin gücüne ve onun meydan muharebesindeki dehasına bağlanır. Ancak onun rakiplerine karşı kazandığı asıl üstünlük, düşünce hızını ordu iletişim sistemine taşıyabilme yeteneğinde yatıyordu.
Onun dehasının az bilinen bir yönü, savaş alanından binlerce kilometre uzaktaki bir imparatorluğu yönetme biçimiydi. Napolyon, askeri kararların ve sivil yönetim emirlerinin ulaşım hızını artırmak için kişisel bir posta ve haberleşme sistemi kurmuştu.
Napolyon'un sisteminde, kuryeler sadece mektupları taşımakla kalmazdı; onlar, kararları şimşek hızıyla yerine getirmekle yükümlüydü. En dikkat çekici kurallarından biri, kuryenin at üzerinde uyumasını zorunlu kılmasıydı. Yorgunluktan bitap düşen postacılar, sürekli hareket halinde kalmak için at sırtında uyumayı öğrenmek zorundaydı. Atlar sürekli değiştirilir, ancak kuryenin görevi asla kesintiye uğramazdı. Bu zorlu disiplin, emirlerin ve istihbaratın düşmanlarından çok daha hızlı hareket etmesini sağladı.
Bu hız, Napolyon'un stratejik sürpriz yeteneğinin anahtarıydı. Örneğin, bir karar Paris'ten Avusturya sınırına, rakiplerinin aynı mesafeyi kat etme süresinin yarısında ulaşabiliyordu. Bu, Napolyon'un ordularını, düşmanları henüz toplanmadan ya da durumun farkına varmadan, kritik noktalara yığmasını mümkün kılıyordu.
Napolyon'un askeri dehası, sadece düşmanı cephede alt etmekten değil, aynı zamanda zamanı fethetmekten geliyordu. Onun emirleri, top mermilerinden daha hızlı hareket ediyor, düşmanın karar alma zincirini felç ediyordu. Napolyon'un mirası, bir liderin hızının tüm ordunun hızını belirlediğini kanıtlar. Onun hikayesi, kaosu kontrol etmenin ilk adımının, zamana hükmetmek olduğunu gösteren çarpıcı bir örnektir.